30 Mart 2012 Cuma

IAA / WORLD ART DAY PRESS RELEASE‏..




IAA / WORLD ART DAY PRESS RELEASE

After “Mother’s Day”, ”Father’s Day”, “Women’s Day”, “Music Day”
the world now has a “World Art Day”!

This year for the first time, the world will start celebrating with the International Associations of Art, “World Art Day” on April 15.
Last year at the World General Assembly Meeting of International Art Associations (IAA) in Mexico/Guadalajara, Turkey’s National Committee (UPSD) President Bedri Baykam had presented a proposal which suggested that Leonardo da Vinci’s birthday, April 15, be declared World Art Day (WAD).
The proposition was co-signed and presented by Rosa Maria Burillo Velasco, Mexico/ Anne Pourny, France / Liu Dawei, China (Ex-President) / Christos Symeonides, Cyprus / Anders Liden, Sweden / Kan Irie, Japan / Pavol Kral, Slovakia / Dev Chooramun, Mauritius / Hilde Rognskog, Norway. It was voted and unanimously accepted at the General Assembly.
Leonardo’s never out-of-fashion multi-faceted personality as a painter, sculptor, thinker, writer, innovator, mathematician and philosopher was a perfect choice for today’s contemporary world as well with its multi-disciplinary artistic and politico-social layers.
All the national committees of World Art Associations will be contributing to World Art Day, through festivities, exhibitions, panel discussions, posters, banners and parties, thus emphasizing the role of art in reaching peace and freedom. At this point, from Mexico to Brazil, from France to Sweden, from Slovakia to South Africa, from Cyprus to Venezuela, from Norway to Panama, from Holland to Chile, from Japan to China, all continents are getting ready to celebrate the IAA / World Art Day with different ways and means.
One more point to clear is that, April 15 is a World Art Day to celebrate for all artists and art lovers of the world, not just those that are member of IAA. The idea is to create a day that would emphasize the importance of art to everybody from all ages and races. Every gallery, museum, art center, university and artists are free to organize their own activities and join the celebration.
The President of IAA World, Mexican Rosa Maria Burillo Velasco said about the first WAD:
"Art is the most genuine expression of the human soul, shaped in images words, sounds and movements enduring reflections that describe us the story of humanity. World Art Day will permit to all the artists and art lovers of the world, to feel the power and the preciousness of art simultaneously and let all of us breathe its importance for all nations of the World."

More information on this issue can be found at www.iaaworldartday.com – www.aiap-iaa.org - www.iaa-europe.eu - www.facebook.com/worldartday.iaa

The kind contribution of all the world press is welcome and required for this good news!

DÜNYA SANAT GÜNÜ BASIN BÜLTENİ..




DÜNYA SANAT GÜNÜ BASIN BÜLTENİ

“Anneler Günü”, “Babalar Günü”, “Kadınlar Günü”, “Tiyatrolar Günü” derken
Artık “Dünya Sanat Günü”de var!

Dünya Sanat Günü, International Associations of Art (IAA)’ın işbirliği ile 15 Nisan günü ilk defa düzenleniyor.
Geçen sene Nisan ayında Guadalajara/Meksika'da gerçekleşen IAA/International Associations of Art Genel Kurul Toplantısı'nda Türkiye temsilcisi UPSD Başkanı Bedri Baykam'ın sunumunun ardından, UPSD/Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği'nin önerisi üzerine, Leonardo da Vinci'nin doğum günü olan 15 Nisan'ın, Dünya Sanat Günü / World Art Day (WAD) olarak saptanması oybirliği ile kabul edildi.
Dünya Sanat Günü’nün oybirliği ile kabul edildiği Genel Kurul’da bulunan Baykam’ın sunduğu teklifine ön imza koyarak Genel Kurul’a sunanlar: Rosa Maria Burillo Velasco, Meksika / Anne Pourny, Fransa / Liu Dawei, Çin (IAA Eski Başkanı) / Christos Symeonides, Kıbrıs / Anders Liden, İsveç / Kan Irie, Japonya / Pavol Kral, Slovakya / Dev Chooramun, Mauritius / Hilde Rognskog, Norveç.
Leonardo, ressam, heykeltraş, düşünür, yazar, mucit, matematikçi, filozof gibi birçok sıfatı barındıran çok yönlü kişiliği ve sahip olduğu günümüz çağdaş sanat dünyasının disiplinlerarası çalışmalarının geçmiş ve aynı zamanda gelecekteki yüzü niteliğiyle, bu çok önemli gün için en uygun isim olarak herkesin onayını aldı.
Uluslararası Sanat Birlikleri’nin tüm temsilcileri, bu vesileyle düzenleyecekleri sergi, panel, parti gibi etkinliklerle sanatın, barışın ve özgürlüğün vurgusunu yaparak Dünya Sanat Günü’ne katkıda bulunacak. Meksika’dan Brezilya’ya, Norveç’ten Panama’ya, Fransa’dan İsveç’e, Slovakya’dan Güney Afrika’ya, Kıbrıs’tan Venezuela’ya, Hollanda’dan Şili’ye, Japonya’dan Çin’e tüm temsilciler Dünya Sanat Günü’nü farklı kavram ve şekillerde kutlamak üzere hazırlanıyorlar.
Dünya Sanat Günü, sadece IAA üyesi ülkelerde değil, tüm Dünya’daki sanatçı ve sanatseverlerin kutlaması amacıyla önerildi ve kabul edildi. Sanat için çok önemli olan bu günün yaratılmasındaki amaç, sanatın her yaş ve her ırktan, tüm toplum için önemini vurgulamaktır. 15 Nisan Dünya Sanat Günü için bütün müzeler, galeriler, üniversiteler, sanat kurumları ve sanatçılar kendi etkinliklerini düzenleyecek ve logoyu da kullanarak bu özel günü kutlayabilecekler.
IAA Dünya Başkanı, Rosa Maria Burillo Velasco/Meksika ilk kez kutlanacak olan Dünya Sanat Günü için düşüncelerini şu şekilde belirtti:
“Sanat, insanlık tarihinin kelimeler, sesler ve hareketlerle betimlenen kalıcı yansımalarıyla yaşama geçirilmiş olan, insanın en öznel ve en çarpıcı ‘halet-i ruhiyesi’nin ifadesidir. Dünya Sanat Günü, tüm dünyanın sanatçı ve sanatseverlerinin sanatın değerini ve gücünü eşzamanlı olarak hissetmelerini ve tüm dünya ülkeleri adına büyük önemini aynı anda solumalarını sağlayacaktır.”
Dünya Sanat Günü ile ilgili detaylı bilgiye web adresimizden ve Facebook sayfalarımızdan ulaşabilirsiniz:

www.iaaworldartday.com – www.aiap-iaa.org – www.iaa-europe.eu – www.upsd.org.tr –
www.facebook.com/worldartday.iaa – www.facebook.com/dunyasanatgunu.upsd

Bu mutlu haberi halkımıza iletme noktasında tüm siz değerli basın mensuplarının çok değerli katkılarına ihtiyacımız var!

27 Mart 2012 Salı

NO SHY VIRGINS PLEASE / Bedri Baykam



I don’t need no map,
Just some kinda horizon.
Running on empty,
Stuffing the engine with paint instead of gasoline.
Who is sitting, grabbing you from your back? Is it Mona or Olympia? Or can it be the gal in the red panties that Bukowski through in your arms last night?
I don’t see no house in front of me and no lights either.
Still my hopes are intact and my cognac flask is half full.
Jack is watching us from the skies and Neil Cassady must be around.
I am speeding towards eternity and cops must be trailing behind as usual.
The jukebox of the diner seven miles ahead is waiting for me:
“On a dark desert highway, cool wind in my hair,
warm smell of colitas, rising up through the air…“
But I know the assholes are out of Bacon. And they will pay for it!
No shy virgins please. Gimme a king size bed and couple beers
Swim and dive at your own risk…
This might be your road to hell,
and I am for sure…
The guy your mom warned you about..


Bedri Baykam—March 2012

İŞTE SİZE ANAYASA FORUMU’NDAN YANIT! / Bedri Baykam / 27 Mart 2012 tarihli Cumhuriyet makalesi..



Pazar, o güneşli günde en güzel yere gidip, Şişli Öğretmenevi’nde “Milli Anayasa Forumu” na katıldım. Türkiye’nin aydınlık insanlarıyla beraber oldum. Meclis Başkanı Sn. Cemil Çiçek aylardır şikayet ediyordu:“Yeni Anayasa hakında her kesimden görüş istiyoruz, kimseden ses gelmiyor” diye. Tabii Çiçek’in görmeyi umduğu yorum ve öneri katkıları nelerdi bilemem ama Pazar günü Şişli’den çıkan seslerin iktidar partisini çok mutlu edeceğini sanmıyorum!
Oturumu yöneten ve Hüsamettin Cindoruk, Mümtaz Soysal, Yekta Güngör Özden’le beraber Milli Anayasa Forumu’nun ilk çağrısını yapanlardan olan Kemal Alemdaroğlu, açılış konuşmasında en önemli noktayı hatırlattı:
“Yaşayan bir devletin Parlamentosu, ‘Yeni Anayasa’ yapamaz. Olsa olsa Anayasa değişikliği yapar.” Gerçekten de sürekli olarak ilk dört maddeye tecavüz dahil, sürekli “Yeni Anayasa” dan söz edenlere şaşıyorum. Darbe mi yaptınız da Anayasa yazmaya kalkıyorsunuz? Kim size bu yetkiyi verdi? Bu ne cüret? Hele o ilk dört maddeye saldıran yandaş-paydaşlara bayılıyorum! Sanki spagetti tarifi değiştirecekler! Eski CHP Milletvekili Şahin Mengü, konuşmasında, sokaktaki adamın Anayasa talebi olmadığını, esasında iktidarın dayatmaya çalıştığının açıkça “rejim değişikliği” olduğunu, 80 sonrası Atatürk düşmanlığı yayanların gülünç bir şekilde eski dönem şartları ile değerlendirmelerini yaptıklarını vurguladı. “Hiç kimsenin gücü yetmez bunları gerçekleştirmeye” diyerek büyük alkış aldı. ADD Başkanı Tansel Çölaşan, ulusal kesimlerin kararlı çabalarına rağmen Anayasa dayatmasının hızlandırılmış şekilde yürüdüğünü hatırlattı. “Suçluların telaşı içindeler, Abant toplantıları doğrultusunda bildikleri yolda ilerliyorlar” diyen Çölaşan, cemaatçiler ve ”yetmez ama evet” çilerin el ele demokrasiyi yok etmek üzere örgütlendiklerini anlattı. Anayasa’nın vatandaşlık kavramına getirilen eleştirilere karşı da Çölaşan, Atatürk’ün el yazısıyla kaleme aldığı “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran halka Türk Milleti denir” sözlerini hatırlattı ve bu yaklaşımın hümanist bir milliyetçilik yansıttığını, iktidar yanlılarının da “Cumhuriyet’in ulus kavramı yapaydır, zorlamadır” şeklinde yorumlarla, yıpratma çabasında olduklarını haklı olarak hatırlattı. Bu yeni paketle, laiklik yerine “inanç özgürlüğü” kavramının öne çıkarıldığını söyleyen Çölaşan, yolsuzluk ve borçlanmalarla fakirleşen halkın bu dönemde devrim karşıtları tarafından bu değişime malzeme edilişini izah etti.
Günün en genç konuşmacısı, TGB’nin Başkanı İlker Yücel’di. O da
“Natotürkçülük” kavramının, Atatürkçü “Milli devrimci yol” la alakası olmayan bir yöntem olarak kullanıldığını ve artık devrimci örgütlü bir dayanışma gerektiğini savundu. Yücel “Ne zaman büyük bir demokratik adım atıldıysa, arkasında büyük bir kitle hareketi olduğunu” hatırlattı. Onu izlerken, Atatürk’ün güvendiği ideal Türk gencinin yansımasını görüp gurur duydum. Şimdi Ulusal Kanal’ı başarıyla yöneten Adnan Türkkan’dan sonra, TGB’nin yine özverili bir başkanla yürüdüğünü görmek bana keyif verdi. Ardından Forum’da başka katılımcılarla beraber ben de konuştum. Sanatçılar Girişimi’nin “Reddediyoruz” tepkisinden ve Silivri’de süren aydınlara zulümden söz ettim. Perinçek’in özgür insanların bile başaramadıkları şekilde ortaya koyduğu onurlu direnci tarihin unutmayacağını vurguladım. Ulusal kanal programcısı ve “sosyalist ilahiyatçı” Eren Erdem, ilginç cümleler sarf etti: “Kafası liberal, belden aşağısı muhafazakar, abdestli kapitalist bir tipleme yarattık, onlar haçlı emperyalizmin emrindeler; Anayasa yazmak için adam olmak gerekir.” Büyük ilgi uyandıran sözlerinin ardından Avrasya Birliği’nin önemini anlatan Erdem, çocukları aç diye intihar eden anneler varken, süslü püslü camiler yapılmasının mantıksızlığını vurguladı. (Anlayana!)
Aylar önce başlamış olan Milli Anayasa Forumları, artık hızla bir çok ile, ilçeye yayılıyor. Hazırlanan sonuç bildirgesinin en önemli vurgusu ise CHP ve MHP’nin derhal Anayasa Komisyonu’ndan ayrılması ve bu yapay sözde demokratik girişime haksız meşruluk kazandırmaya son vermeleriydi. Gerçekten sormak lazım bu Partilere:
12 Eylül referandumu gibi bir anti-demokratik bir rezalete imza atmış olan bir hükümetin birden Anayasa’da demokrasiyi ileriye taşımak için bu “Yeni Anayasa” macerasına giriştiğine inanmak mümkün mü?
Sevgili Ankaralılar, umarım çoğunuz bu satırları CHP’nin 4+4+4 “Tandoğan” grup toplantısında okuyorsunuz! Artık baharla birlikte demokratik güçlerin sahaya çıkma vakti geldi! Kış uykusundan u-ya-nın! 

20 Mart 2012 Salı

SİLİVRİ’DE HİLMİOĞLU’DAN ÖZOĞLU’NA İNSANİ DRAMLAR / Bedri Baykam / 20 Mart 2012 tarihli Cumhuriyet makalesi..


Geçen Cuma, Ümit Zileli’yle beraber yine Silivri’ye gittik. Normal biri, Ergenekon davasını izlerken beyin ve ruh sağlığını tamamen kaybedebilir. Bu yorumum abartılı değil. Bırakın dinlediğiniz dava ile ilgili insan zekasına meydan okuyan “absürd” bulguları, konuların insani boyutlarının dramıyla şoklanarak başlıyor gününüz. Suçunu bilmeden 4 yıldır yaşam ve sevdiklerinden koparılmış insanlar, orada kendi dünyalarına tutunup hala gülümsemeye çalışarak ziyaretçileriyle sohbet ederken onurlu, dik duruşlarını koruyorlar. Bize ayrılan yerden bazılarıyla el sıkışırken, jandarmalar “yasak” diye araya giriyor. “Tarihe ‘el sıkışmayı da önleyenler’ olarak geçmeyin” dedim onlara… Pen Yazarlar Sendikası’nın 2. Başkanı Schoulgin ve Norveçli yayıncı Nygaard da davayı izliyorlardı.
İnönü Üniversitesi eski rektörü Fatih Hilmioğlu “Bence yazınızın başlığı 'Silivri’de yargılanan ne?' olmalı” dedi bana. Gerçekten de orada bulunan tutukluların yanıtını aradıkları soru bu. Ali Özoğlu, yayıncı. “Toplumsal Dönüşüm” isimli yayınevini işletiyor. Savunması “suç” sayılarak 14 yıl hapis cezasına çarptırılmış. Sorguda kendisine yöneltilen sorular arasında “Neden asker kökenli yazarların var?”, “Niye Nutuk basıyorsun?” var. “Mevzu vatansa gerisi teferruattır” sözüne, ihbar eder gibi sertçe karşı çıkanlar arasında Taha Akyol varmış. “Bu lafı Atatürk demedi” demiş Akyol. Arayıp sormuş Özoğlu, “Bu böyle olsun ya da olmasın, sizi neden rahatsız etti?”. Kemal Aydın ve kardeşi Neriman Aydın da dört yıldır içerideler. Neriman Hanım’ın suçu herhalde büyük. Atatürk’ün “Medeni Bilgiler” kitabını özTürkçeleştirip Ali Bey’in yayınevi için hazırlamak. Onun da sorgularının izlediği yol oralardan geçmiş. Özoğul, neden Atatürk afişi ve Nutuk bastığını ısrarla soran hakimlere şunu demiş: “Sizin rahatsızlığınızı anlıyorum ama ben sizi tedavi edemem”. Neriman Aydın ise şu cümlelerle yanıt vermiş iddialara: “Ben şerefli, namuslu bir Türk kadınıyım, Allah'tan korkmadan düzülen iftiralara ne cevap verebilirim?” Haber sitelerinde yayınlanan Atatürk hakkında Anıtkabir defterlerine yazılan övgüleri derlemek bile “suç” sorguları arasında yerini almış. Özoğul ve İbrahim Özcan’ın ayrıca disiplin suçu işledikleri bir nokta, halı sahaya spora giderken yeşil hasretiyle yolun kenarından “ot” koparıp koğuşlarına götürmek istemeleri… Çünkü “çiçek yasak”!
Fatih Hilmioğlu’nun “Tutukluluk süresinde vefat edenler” listesine eklenmesi (Allah korusun) Cumhuriyetimiz için dev bir kayıp olur. Bu süreçte acil tedavisi gerekiyor. Karaciğeri sirozu kansere çevirmeye başlamış. Ama Adli Tıp 3. İhtisas Dairesi ve Genel Kurulu’nun “iki ayda bir, üniversite hastanesi hepatoloji bölümünde takibi uygundur” raporuna rağmen, kendisi hepatoloji bölümü olmayan devlet hastanesine yollanıyormuş. “Empati kuramayanlar, hekimlik ve hakimlik yapamazlar” diyor. Elimde Adli Tıp'a sunduğu “Hastalığımın safahatı ve ekler” var. Tüyler ürpertici. Hilmioğlu’na göre suç dosyasında “Malatya Üniversitesi’nin Senatosu’nun laiklikle ilgili kararı” var. Sözün bittiği yer bu… Silivri’de yalnız Nutuk değil, sorgular içinde Gençliğe Hitabe ve Bursa Nutku da sürekli gündemde! Hangisini anlatsam? Mesela Mustafa Dönmez savunmasında “Yanlış iddialar, düzmece belgeler ve yalanlar” dediği iddianamesini detaylı şekilde yanıtlıyor ve ekliyor: “Maalesef ülkesini seven aydın olmanın, ülkesi için her şeyini vermeye aday olmuş kişilerin ülkemizde ödenmesi gereken bir bedeli vardır… Bir gün Türk halkı hedefe alınanın aslında kendisi olduğunu elbet anlayacaktır” Hasan Atilla Uğur, Öcalan’ı sorgulamış olan Albay. İmzasız mektuplarla, gizli tanıklarla suçlanmış. Savunma haklarının kısıtlandığını anlatıyor. Dört senedir para almadan yardım eden avukatlarına teşekkür ediyor. O da hakkındaki iddiaları bıkmadan kararlılıkla çürütüyor.
Sevgili Balbay ve Tuncay Özkan, Silivri’de de yüzlerce ziyaretçinin gözünün içine baktığı insanlar. Onlar o karanlığı esprileriyle, güleryüzleriyle, cesaretleriyle delip umut saçıyorlar. Özkan şöyle sesleniyor izleyicilere: “Aranızda o kadar güçlü yürekler var ki, onları da kolunuza alın, kavgamızın, cesaretimizin bir parçası onlar. Sakın umutsuzluğa kapılmayın, kimse kendini yalnız hissetmesin, işte aydınlarınız yanınızda, hepsine sahip çıkın, elmalar gibi çoğalacağız, Nisan'da çiçek açmak lazım. Bizler ne tecavüzcüyüz, ne de hırsız. Bize ve birbirinize güvenin!” Sonra Özkan başka bazı ihanetleri de hatırlatıyor. Bir liseden kaynaklanan. Biraz sabredin! Öğreneceksiniz…

17 Mart 2012 Cumartesi

FENERBAHCE TEK PUANA SEVİNSİN! / BEDRİ BAYKAM



Dun mactan once futbol icin tum sartlar vardi. Guzel hava, seyirci, saha.. Her iki takim da ister istemez macin oneminin stresini iliklerinde hissediyorlardi. Zaten tum Turkiye herhalde ayni durumdaydi. İlk korneri Fener ilk dakikada kazandi, GSaray 8, dakikada ilk sutu atti. Ama Fenerbahce'nin 11. Dakikada gelen gelen ilk golu Stoch un Genclerbirligi macindaki unutulmaz volesine rakip olacak guzellikte bir Sow rovesatasiydi. Tam bir santrfor goluydu bu yine. Bunun dort dakika sonrasinda gelen Alex golu ise yine nefes kesecek guzellikte dunyanin her futbol okulunda gosterilecek bir saheser ekspres sut olarak kayitlara gecti. İlk ceyrekte 2 gol bulan Fenerbahce, bu beklenilmedik iki dusesle hizli bir marsin sevincine boguldu. Sari lacivertliler once orta sahada iyi basip geride de basarili sekilde kademeye girerek bu skora tutundular. Ama 30. Dakikadan sonra bu senaryo Sari kirmizililarin israrli baskisiyla kirmizi alarm vermeye basladi. Elmander'in tipik GS golu Stadda soguk ruzgarlar estirdikten sonra yasanan panik ve Emre nin gordugu sari kart kiran kirana bir 2. Yari vaad ediyordu.
2. Yariya takimlar kucuk el enselerle basladilar. Sari laciverli taraftarlar susmadan takimlarini desteklerken takim suren GSaray baskisina karsi, topa basip oyunu dengelemeye calisiyordu. 56. Dakikada Emre kafayla cizgiden cikardi. 62. dakikada Kocaman Stoch yerine Selcuk u sahaya surerek daha da kapanacaginin sinyalini verdi. Selcuk un surekli hatalari ise seyirciyi cileden cikardi. Bu dakikalarda Fenerbahce yine grogi durumlardaydi ve Volkan in degajlari bile direk rakibe ikramlardan ibaretti. 78. Dakikada Alex te Dia yerine cikinca Kocaman in ne dusundugunu okumak zorlasti. Bu kadar edilgen oynayan Fenerbahce, her an skoru degistirebilecek 2 oyuncusunu ve kaptanini da cikarinca tam panikledi. Geliyorum diyen gol 83 de Fenerbahce filelerine Hakan Balta nin jeneriklik muthis fuzesinden gitti.  85. Dakikada Baroni nin donerek attigi sut,  bu yarida ilk olumlu Fenerbahce hareketiydi. Macin 94uncu dakikasinda Baros' un direkten donen topu sari lacivertlilerin taktik ve psikolojik iflasinin tam bir felaketle sonuclanmasina mani oldu.Bu skorla play-off oncesi ligin heyecani iyi kotu surerken GSaray bos yere zirvede olmadigini ispatladi. Kocaman play-off tan once, GSaray'a karsi iki macinda ucte ikisini bu kadar baski yiyerek oynamasinin izahini bulamazsa bu lig coktan bitmistir! Tebrikler seyirci ve 0-2 ye ragmen oyun disiplininden kopmayan Sari kirmizililara ve basta hocalari Terim' e...