11 Haziran 2011 Cumartesi
9 Haziran 2011 Perşembe
7 Haziran 2011 Salı
KARDEŞİM BALBAY ROMANNN YAZMIŞ! / Bedri Baykam / 7 Haziran 2011 tarihli Cumhuriyet makalesi..
Hayret bir şey… herkes harıl harıl seçime hazırlanırken, kardeşim Balbay Silivri’de kurulduğu yerde kalkmış Roman yazmış! Olacak şey mi bu? Millet seçim-geçim diye yanıp tutuşurken Balbay, yıllardır oralarda rahat yaşamanın keyfiyle, kendini gerçek üstü romanlara vermiş! Hay Allah iyiliğini versin Mustafacım, yakıştı mı senin gibi aydına? İnsan bu dönemde, hukuk- mukuk-guguk yazar!
Peki ya bana ne demeli? O kadar okunacak seçim hazırlığı, rapor, internet kavga-gürültüleri varken, ben de kalkıp işi gücü bırakıp çok lazımmış gibi o romanı okumaya zamanımı harcıyorum! Yani suçum herhalde daha büyük. Hadi kendimi tutamadım, bizim uçuk romanlara özenen Balbay’ın o “Demokrasi Tanrısı Zulümdar”ını okudum. Yahu seçimler kapıda, herkes “ne diyecek?” diye ağzımın içine bakarken, insan “Roman tanıtımı” yazısı yazar mı? Oluyor işte… Balbay öyle yaparsa, Baykam da böyle yapar! Başa gelen çekilir, kemerleri bağlayın “Zulümdar” dosyasını açıyorum…
Öncelikle sakın aranızdan bazı sivri akıllılar kalkıp bu okuduklarını içinde yaşadığımız Dünyanın bazı tanıdık bölgelerine uyarlayıp halt yemeye kalkışmasın. Bu düpedüz sürrealist roman ve mucidi de Balbay. Zaten kendileri de en başında bunu vurguluyor; kitabın ilk sayfasından önce şunları okuyabiliyoruz: “Bu kitaptaki olaylar gerçeği yansıtmamaktadır. Gerçek çok daha öte bir içerik taşımaktadır”. Anlaşıldı mı? O nedenle kalkıp, ukalalık taslamaya kalkmayın, ben peşinen söyleyeyim. Bu kitap bizim Balbay’ın o bilindik kelime üretme hastalığından da öte, bir yeni kaçık evren yaratma merakı üzerine bir zırvalamadan ibarettir. Çünkü dünyada böyle bir ülke o-la-maz! İşte buna rağmen “gerçek çok daha öte” ise burayı yorumsuz geçelim…
Efendim bu uydurma hikayede, Hepbaşkan diye bir adamcağız vardır. Hepbaşkan, uydurma ülkenin birinde, önce bir Hepbaşkan Ceza Yasası çıkarıp, elini rahatlatıyor. Ama yanlış anlamayın, bu rahatlamalar yalnız birkaç dakika süren cinsten. Hemen ardından daha da rahatlamak için bir “Delil ve Dava üretim merkezi” kuruveriyor. Hedefini de ortaya koyuyor: “ilk dört yılda devlete karşı hükümet olduğumuzu gösterdik, şimdi sıra devleti hükümetin emrine alma yöntemlerini geliştirmeye geldi” diyor. Hepbaşkan’ın bir de çok uyanık ve alkış tutucu bir Süperdanış’ı var. Hemen yorum yapıyor: “Elimizde bu hedef için çok önemli bir silah var. Adı Demokrasi” diyor… Gerçekten de o andan itibaren kitap boyunca her türlü traji-komik uygulama ve girişimin adı “Demokrasi” oluveriyor! Hükmün verilmesinden sonra davanın açılması, burada uygulanan yaratıcı yöntemlerden yalnız biri insanları korkutup, daha sonra kendilerine sığınmaya mecbur hale getirmenin tadı da dayanılmaz!! Bakın izninizle size her satırı derya kitaptan birkaç paragraf:
“Kimsenin hükümet neden toplumu endişeye sürüklüyor” sorusu sormasına izin verilmiyordu. Bunun yerine “Hükümetin adımlarından endişe duyanlar, bu endişeyi neden duyuyor, onlarda bir sorun mu var?” Sorusu gündeme getiriliyordu… Ülkede kendisini liberal olarak tanımlayan ancak Hepbaşkan’ın partisine ait olmayan aydınlar, yapılanları çılgınlar gibi destekliyordu. Oysa kimi ülkelerde olduğu gibi, devlet küçültülmüyor, küçük düşürülüyordu…
“Bunun yanında Hepbaşkan, basının “vicdani denge” adı altında “söz verildiği halde çözülmemiş sorunlar listesi” çıkarmasını “İstikrara ihanet” olarak görüyordu… Bazı durumlarda Hepbaşkan’ın soruya cevap vermesi daha uygundu. Bunun için özel soru sorucu gazeteciler vardı. Kamuoyunda sanki “ Hepbaşkan’a her an her soru sorulabilir” gibi bir hava da oluşturuluyordu.
Demokrasinin anketle sağlamlaştırılması: Anket de yapan ihale şirketleri… İhale gelecek yerden elbet anket esirgenmezdi. Anket gelecek yerden elbet ihale de esirgenmezdi.”Anket sonuçlarını önce bize yakın görünmeyen organlara sızdırın. Rakamlara karşı çıkıp esasında halkın desteğinin daha fazla olduğunu söyleyeceğim”
Yabancı gazeteciyle röportajdan: “İşte sizin sorularınız beni rahatsız edecek noktaya geldi mi, orada sizin soru sorma özgürlüğünüzden söz edilemez. Orada benim hakkımın gaspı, demokrasinin yara alması vardır… Demokrasi kaymak gibi asfaltta aracın tam gaz gitmesidir. Bunu engelleyen her şey zararlıdır. Örneğin biz icraat yaparken bunu eleştirmek, başarıyı engelleme suçuna girer… Ben varsam memleket var, yoksam yok! Ben Anayasayı yaptıktan sonra her şey gerçekten fani olacak!
Sevgili Balbay, sana haksızlık ediyorum… Her zerresi kana kana içilen bir romanı, köşemden ne kadar aktarabilirim ki? Açıp okusunlar onlar da, Aaaa kızıcam ama! Seçim-meçim stresinden uzaklaşmak için ilaç vallahi…
Peki ya bana ne demeli? O kadar okunacak seçim hazırlığı, rapor, internet kavga-gürültüleri varken, ben de kalkıp işi gücü bırakıp çok lazımmış gibi o romanı okumaya zamanımı harcıyorum! Yani suçum herhalde daha büyük. Hadi kendimi tutamadım, bizim uçuk romanlara özenen Balbay’ın o “Demokrasi Tanrısı Zulümdar”ını okudum. Yahu seçimler kapıda, herkes “ne diyecek?” diye ağzımın içine bakarken, insan “Roman tanıtımı” yazısı yazar mı? Oluyor işte… Balbay öyle yaparsa, Baykam da böyle yapar! Başa gelen çekilir, kemerleri bağlayın “Zulümdar” dosyasını açıyorum…
Öncelikle sakın aranızdan bazı sivri akıllılar kalkıp bu okuduklarını içinde yaşadığımız Dünyanın bazı tanıdık bölgelerine uyarlayıp halt yemeye kalkışmasın. Bu düpedüz sürrealist roman ve mucidi de Balbay. Zaten kendileri de en başında bunu vurguluyor; kitabın ilk sayfasından önce şunları okuyabiliyoruz: “Bu kitaptaki olaylar gerçeği yansıtmamaktadır. Gerçek çok daha öte bir içerik taşımaktadır”. Anlaşıldı mı? O nedenle kalkıp, ukalalık taslamaya kalkmayın, ben peşinen söyleyeyim. Bu kitap bizim Balbay’ın o bilindik kelime üretme hastalığından da öte, bir yeni kaçık evren yaratma merakı üzerine bir zırvalamadan ibarettir. Çünkü dünyada böyle bir ülke o-la-maz! İşte buna rağmen “gerçek çok daha öte” ise burayı yorumsuz geçelim…
Efendim bu uydurma hikayede, Hepbaşkan diye bir adamcağız vardır. Hepbaşkan, uydurma ülkenin birinde, önce bir Hepbaşkan Ceza Yasası çıkarıp, elini rahatlatıyor. Ama yanlış anlamayın, bu rahatlamalar yalnız birkaç dakika süren cinsten. Hemen ardından daha da rahatlamak için bir “Delil ve Dava üretim merkezi” kuruveriyor. Hedefini de ortaya koyuyor: “ilk dört yılda devlete karşı hükümet olduğumuzu gösterdik, şimdi sıra devleti hükümetin emrine alma yöntemlerini geliştirmeye geldi” diyor. Hepbaşkan’ın bir de çok uyanık ve alkış tutucu bir Süperdanış’ı var. Hemen yorum yapıyor: “Elimizde bu hedef için çok önemli bir silah var. Adı Demokrasi” diyor… Gerçekten de o andan itibaren kitap boyunca her türlü traji-komik uygulama ve girişimin adı “Demokrasi” oluveriyor! Hükmün verilmesinden sonra davanın açılması, burada uygulanan yaratıcı yöntemlerden yalnız biri insanları korkutup, daha sonra kendilerine sığınmaya mecbur hale getirmenin tadı da dayanılmaz!! Bakın izninizle size her satırı derya kitaptan birkaç paragraf:
“Kimsenin hükümet neden toplumu endişeye sürüklüyor” sorusu sormasına izin verilmiyordu. Bunun yerine “Hükümetin adımlarından endişe duyanlar, bu endişeyi neden duyuyor, onlarda bir sorun mu var?” Sorusu gündeme getiriliyordu… Ülkede kendisini liberal olarak tanımlayan ancak Hepbaşkan’ın partisine ait olmayan aydınlar, yapılanları çılgınlar gibi destekliyordu. Oysa kimi ülkelerde olduğu gibi, devlet küçültülmüyor, küçük düşürülüyordu…
“Bunun yanında Hepbaşkan, basının “vicdani denge” adı altında “söz verildiği halde çözülmemiş sorunlar listesi” çıkarmasını “İstikrara ihanet” olarak görüyordu… Bazı durumlarda Hepbaşkan’ın soruya cevap vermesi daha uygundu. Bunun için özel soru sorucu gazeteciler vardı. Kamuoyunda sanki “ Hepbaşkan’a her an her soru sorulabilir” gibi bir hava da oluşturuluyordu.
Demokrasinin anketle sağlamlaştırılması: Anket de yapan ihale şirketleri… İhale gelecek yerden elbet anket esirgenmezdi. Anket gelecek yerden elbet ihale de esirgenmezdi.”Anket sonuçlarını önce bize yakın görünmeyen organlara sızdırın. Rakamlara karşı çıkıp esasında halkın desteğinin daha fazla olduğunu söyleyeceğim”
Yabancı gazeteciyle röportajdan: “İşte sizin sorularınız beni rahatsız edecek noktaya geldi mi, orada sizin soru sorma özgürlüğünüzden söz edilemez. Orada benim hakkımın gaspı, demokrasinin yara alması vardır… Demokrasi kaymak gibi asfaltta aracın tam gaz gitmesidir. Bunu engelleyen her şey zararlıdır. Örneğin biz icraat yaparken bunu eleştirmek, başarıyı engelleme suçuna girer… Ben varsam memleket var, yoksam yok! Ben Anayasayı yaptıktan sonra her şey gerçekten fani olacak!
Sevgili Balbay, sana haksızlık ediyorum… Her zerresi kana kana içilen bir romanı, köşemden ne kadar aktarabilirim ki? Açıp okusunlar onlar da, Aaaa kızıcam ama! Seçim-meçim stresinden uzaklaşmak için ilaç vallahi…
5 Haziran 2011 Pazar
NADAL PARIS'I 6. DEFA KAZANDI / Bedri Baykam
Ispanyol tenisci Rafael Nadal, Isvicreli Roger Federer i 4 sette yenerek Pariste 6. kere sampiyon oldu. Maci 7-5, 7-6, 5-7, 6-1 kazanan Nadal boylece Federer i Paris te 4. kez finalde yenmis oldu.
Federer, yari finalde Djokovic e karsi oynadigi mukemmel macin hiziyla oyuna cok iyi basladi ve sert uzun toplarla Nadal i surklase etti. 5-2 one gecen Federer, Nadal servis atarken set puani kullandi ama attigi kesme kisa top kil payi auta cikti. Bunun ardindan oyun birden dondu ve Nadal maca geri geldi. 7 oyun ust uste kazanan Nadal, ilk seti aldigi gibi 2. sette de 2-0 one gecti. 2. sette 4-2 one gecen Nadal a karsi Federer tekrar servis kirmayi basardi ve oyun 6-6 ya tasindi. Federer o anda iyi oynamasina karsin tie-break oyununda Nadal zorlanmadan kazanmayi basardi. 3. sette de Nadal erken servis kirip 4-2 one gecince mac orada kolay kapanacak bir havaya girdiyse de Federer oyuna tekrar ortak oldu. Ozellikle volede ve kisa toplarinda basarili olan Isvicreli oyuncu rakibini ust uste 2 kere kirarak bu seti 7-5 aldiginda Paris seyircisi tum gucuyle onun arkasindaydi.
Ilk 3 sette de genel loarak oyunu Federer idare etmisti. Y a sert vuruslarla puanlari topluyor ya da hata yapiyor Nadal i kazandiriyordu. 4. sette ise belki Isvicreli raket hem fizik hem de konsantrasyon olarak dusunce Nadal ustunlugu eline aldi ve bu seti rahatca 6-1 kapayarak kupayi muzesine goturdu. Belki ilk oyunda Federer 0-40 ondeyken bu oyunu alsa , belki hersey farkli akacakti ama olmadi...
Nadal boylece Isvecli efsanevi tenisci Bjorn Borg un Roland-Garros u 6 kere kazanma rekorunu egale etti.
Her 2 rakette sonuctan ve oyunlarindan memnun olduklarini aciklarken simdi yeni hedeflerini Wimbledon olarak acikladilar.
Federer, yari finalde Djokovic e karsi oynadigi mukemmel macin hiziyla oyuna cok iyi basladi ve sert uzun toplarla Nadal i surklase etti. 5-2 one gecen Federer, Nadal servis atarken set puani kullandi ama attigi kesme kisa top kil payi auta cikti. Bunun ardindan oyun birden dondu ve Nadal maca geri geldi. 7 oyun ust uste kazanan Nadal, ilk seti aldigi gibi 2. sette de 2-0 one gecti. 2. sette 4-2 one gecen Nadal a karsi Federer tekrar servis kirmayi basardi ve oyun 6-6 ya tasindi. Federer o anda iyi oynamasina karsin tie-break oyununda Nadal zorlanmadan kazanmayi basardi. 3. sette de Nadal erken servis kirip 4-2 one gecince mac orada kolay kapanacak bir havaya girdiyse de Federer oyuna tekrar ortak oldu. Ozellikle volede ve kisa toplarinda basarili olan Isvicreli oyuncu rakibini ust uste 2 kere kirarak bu seti 7-5 aldiginda Paris seyircisi tum gucuyle onun arkasindaydi.
Ilk 3 sette de genel loarak oyunu Federer idare etmisti. Y a sert vuruslarla puanlari topluyor ya da hata yapiyor Nadal i kazandiriyordu. 4. sette ise belki Isvicreli raket hem fizik hem de konsantrasyon olarak dusunce Nadal ustunlugu eline aldi ve bu seti rahatca 6-1 kapayarak kupayi muzesine goturdu. Belki ilk oyunda Federer 0-40 ondeyken bu oyunu alsa , belki hersey farkli akacakti ama olmadi...
Nadal boylece Isvecli efsanevi tenisci Bjorn Borg un Roland-Garros u 6 kere kazanma rekorunu egale etti.
Her 2 rakette sonuctan ve oyunlarindan memnun olduklarini aciklarken simdi yeni hedeflerini Wimbledon olarak acikladilar.
4 Haziran 2011 Cumartesi
ILK CINLI GRAND SLAM SAMPIYONU NA LI.. / Bedri Baykam
Cinli sampiyon Na Li, finalde gecen yilin sampiyonu Italyan Francesca Schiavone yi yenerek sampiyon oldu. Boylece Cin, buyuk turnualar tarihinde ilk defa bir sampiyon cikarmis oldu.
Schiavone nin kendi sinirlarini asan hirsli kisiligi ve her an degistirip devreye sokabildigi birbirinden farkli vurus tekniklerine karsi, sukuneti ve geriden sonuca giden sert vuruslari ile sonuca giden Li, ilk sette kendi oyununu rakibine kabul ettirdi ve 6-4 kazandi. 2. sette Schiavone nin maca her zamanki gibi sonuna kadar asilan hirsiyla zorlanan Li, 4-3 ilerideyken kendi servisini kaybetti v eoyun esit duruma geldi. 5-4 one gecen Schiavone seti tamamlayamadi ve tiebreak oyununa gelindi. Sasirtici sekilde bu nihai oyunu 7-0 kazanan Li boylece ulkesinde milyarlari ayaga kaldirdi. 2002 de dunyada 120 numarayken universitede gazetecilik okumak uzere tenisi bir kac yil birakan ve sonra tekrar baslayan Li, bnoylece kendi deyimiyle "ruyalarini gerceklestirdi"...
Guclu rakibini kisa toplar, kesme vuruslar vee fileye cikmalaqrla bozmaya calisan Schiavone mactan sonra centlmence rakibini kutladi ve basin toplantisinda Li nin gucuyle bu finali ve turnuayi hakkettigini vurguladi.
Li ise kendisine sordugum "Isvecde Borg un 70 lerde baslattigi tenis devrimine benzer bir seyleri bu zaferinden sonra Cinde de gorebilirmiyiz"soruma "Cindeki tenis ortamindan ciddi bir patlamayla ncok iyi tenisciler cikabilecegini soyleyerek olumlu yanit verdi.
Bugun oynanacak tek erkekler finalinde, Turnuanin 2 numarali favorsi Sirp Djokovic i 4 sette yenen Isvicreli Federer le, Paris te 6. kere sampiyon olarak Isvecli Bjorn Borg un rekoruna ortak olmaya calisan Ispanyol nadal kozlarini paylasacaklar. Daha once 3 kez finalde karsilasan Nadal ve Federer in Paris maclari simdiye kadar hep genc ispanyol teniscinin galibiyetiyle sonuclandi. Bu sene cok formda olan ve Djokovic in 41 maclik yenilmezlik serisini durduran Federer, bu sefer maca favori ve dunya 1 numarasi olmamanin rahatligiyla baslayacak...
Schiavone nin kendi sinirlarini asan hirsli kisiligi ve her an degistirip devreye sokabildigi birbirinden farkli vurus tekniklerine karsi, sukuneti ve geriden sonuca giden sert vuruslari ile sonuca giden Li, ilk sette kendi oyununu rakibine kabul ettirdi ve 6-4 kazandi. 2. sette Schiavone nin maca her zamanki gibi sonuna kadar asilan hirsiyla zorlanan Li, 4-3 ilerideyken kendi servisini kaybetti v eoyun esit duruma geldi. 5-4 one gecen Schiavone seti tamamlayamadi ve tiebreak oyununa gelindi. Sasirtici sekilde bu nihai oyunu 7-0 kazanan Li boylece ulkesinde milyarlari ayaga kaldirdi. 2002 de dunyada 120 numarayken universitede gazetecilik okumak uzere tenisi bir kac yil birakan ve sonra tekrar baslayan Li, bnoylece kendi deyimiyle "ruyalarini gerceklestirdi"...
Guclu rakibini kisa toplar, kesme vuruslar vee fileye cikmalaqrla bozmaya calisan Schiavone mactan sonra centlmence rakibini kutladi ve basin toplantisinda Li nin gucuyle bu finali ve turnuayi hakkettigini vurguladi.
Li ise kendisine sordugum "Isvecde Borg un 70 lerde baslattigi tenis devrimine benzer bir seyleri bu zaferinden sonra Cinde de gorebilirmiyiz"soruma "Cindeki tenis ortamindan ciddi bir patlamayla ncok iyi tenisciler cikabilecegini soyleyerek olumlu yanit verdi.
Bugun oynanacak tek erkekler finalinde, Turnuanin 2 numarali favorsi Sirp Djokovic i 4 sette yenen Isvicreli Federer le, Paris te 6. kere sampiyon olarak Isvecli Bjorn Borg un rekoruna ortak olmaya calisan Ispanyol nadal kozlarini paylasacaklar. Daha once 3 kez finalde karsilasan Nadal ve Federer in Paris maclari simdiye kadar hep genc ispanyol teniscinin galibiyetiyle sonuclandi. Bu sene cok formda olan ve Djokovic in 41 maclik yenilmezlik serisini durduran Federer, bu sefer maca favori ve dunya 1 numarasi olmamanin rahatligiyla baslayacak...
2 Haziran 2011 Perşembe
TEK KADINLARDA NA LI VE SCHIAVONE FINALDE... / Bedri Baykam
Roland-Garros'ta bugun oynanan Paris Acik tnis turnuasinda. rakipleriniu yenen Cinli Na Li ve Italyan Schiavone finale ciktilar.
Gunun ilk yari finalinde bu sene Avustralya Acik ta da finale cikmis olan Cinli Na Li, Fransiz seyircilerin gonlunun favorisi Rus Maria Sharapova' yi 6-4, 7-5 le gecerek finale kaldi. Turnuanin 6 numarali plasesi olan Li, Sharapova'nin adindan, tecrubesinden ve seyirci desteginden etkilenmeden mac boyu kendi sert vuruslara dayanan geri oyununu oynadi. Cok sakin bir makine disiplini ile oynayan Li, bu sene en iyi Paris turnuasini cikaran ve uzun zamandir ilk defa bir buyuk turnuada yari finale cikan Sharapova nin onunu keserken ulkesini ayaga kaldirdi. Li Paris te finale cikan ilk Cinli. Bu sene aldigi bir kararla esi yerine Michael Mortensen le antrenoru olarak anlasan 29 yasindaki oyuncu, asya kitasinin tarihteki en basarili 2. oyuncusu. ote yandan,Paris yari finali2009 da 9 ay suren uzun bir sakatlik doneminden sonra Sharapova nin ilk buyuk basarisi...
Gunun 2. macinda gecen yilin Sampiyonu Francesca Schiavone, fransizlarin buyuk umudu Marion Bartoli yi 6-3, 6-3 luk setlerle gecerken, tenisini basarma arzusu ve hirs uzerine kuran bir oyuncunun kapasitelerini nasil asabilecegini tekrar kanitliyordu. Iddiasiz fizigine ragmen, seytan tuyu tasiyan sempatik Schiavone, oyunu surekli olarak farkli vurus teknikleriyle zenginlestiren ve tenisini olumune seven bir tecrubeli oyuncu. 31 yasindaki Schiavone mactan sonra finalde de rakibinin yasinin yine ileri oldugunun hatirlatilmasina karsi "eskiden gencecik oyuncular lkazanirdi hep, simdi ise anlasilan sarap gibi iyui eskiyen tecrubeli oyuncular kazaniyor" seklinde esprili bir cevap verdi. Kendisine "50 italyan tum stadda nasil fransizlardan daha cok ses cikardi?" sorusunu sordugumda, Bartoliyi tutan fransizlari anlayisla karsiladigini ama cevresinde kendisini tesvik etmek icin bulunan Italyan arkadaslarindan cok haz aldigini anlatti.1.66 boyundaki Italyan raket, finalde cok formda bir Na Li yi yenmek icin %90 kapasite ile oynamak zorunda olacagini vurguladi...
Gunun ilk yari finalinde bu sene Avustralya Acik ta da finale cikmis olan Cinli Na Li, Fransiz seyircilerin gonlunun favorisi Rus Maria Sharapova' yi 6-4, 7-5 le gecerek finale kaldi. Turnuanin 6 numarali plasesi olan Li, Sharapova'nin adindan, tecrubesinden ve seyirci desteginden etkilenmeden mac boyu kendi sert vuruslara dayanan geri oyununu oynadi. Cok sakin bir makine disiplini ile oynayan Li, bu sene en iyi Paris turnuasini cikaran ve uzun zamandir ilk defa bir buyuk turnuada yari finale cikan Sharapova nin onunu keserken ulkesini ayaga kaldirdi. Li Paris te finale cikan ilk Cinli. Bu sene aldigi bir kararla esi yerine Michael Mortensen le antrenoru olarak anlasan 29 yasindaki oyuncu, asya kitasinin tarihteki en basarili 2. oyuncusu. ote yandan,Paris yari finali2009 da 9 ay suren uzun bir sakatlik doneminden sonra Sharapova nin ilk buyuk basarisi...
Gunun 2. macinda gecen yilin Sampiyonu Francesca Schiavone, fransizlarin buyuk umudu Marion Bartoli yi 6-3, 6-3 luk setlerle gecerken, tenisini basarma arzusu ve hirs uzerine kuran bir oyuncunun kapasitelerini nasil asabilecegini tekrar kanitliyordu. Iddiasiz fizigine ragmen, seytan tuyu tasiyan sempatik Schiavone, oyunu surekli olarak farkli vurus teknikleriyle zenginlestiren ve tenisini olumune seven bir tecrubeli oyuncu. 31 yasindaki Schiavone mactan sonra finalde de rakibinin yasinin yine ileri oldugunun hatirlatilmasina karsi "eskiden gencecik oyuncular lkazanirdi hep, simdi ise anlasilan sarap gibi iyui eskiyen tecrubeli oyuncular kazaniyor" seklinde esprili bir cevap verdi. Kendisine "50 italyan tum stadda nasil fransizlardan daha cok ses cikardi?" sorusunu sordugumda, Bartoliyi tutan fransizlari anlayisla karsiladigini ama cevresinde kendisini tesvik etmek icin bulunan Italyan arkadaslarindan cok haz aldigini anlatti.1.66 boyundaki Italyan raket, finalde cok formda bir Na Li yi yenmek icin %90 kapasite ile oynamak zorunda olacagini vurguladi...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


